You are currently browsing the Hayal Defterim weblog archives for January, 2008.

18 January 2008

islam

İslam’dİr dinimiz Allah birdir bildiğimiz.
Kitabımızdır kuran yol gösterendir şu an
İslam’dır dinimiz, yoktur teröristimiz! !
Örnek aldığımız peyganberlerimiz! ! ! (more…)

18 January 2008

Hep Aynı

Her şey aynı, değişen bir şey yok.
İçimdeki burukluk aynı, hep aynı.
Takatim yok aynaya bakmaya,
Baksam da ser aynı, hep aynı.

Yalnızlığın esiri olmuş gidiyor can.
İçimde kalmamış bir damla heyecan.
Batan günün ardından ağlayan,
Buğulu gözler aynı, hep aynı.

Sedasızlığın sesidir şimdi duyulan.
Seçilmişlerde olur bende bulunan.
Belki bir gün gülecek diye umulan,
Umutsuz dilekler aynı, hep aynı.

İçimde söner mi bu yangın bir gün.
Ömrüm kader içinde bitmez sürgün.
Yaşama sırt çeviren bahar üzgün.
Yorgun yürekler aynı, hep aynı.

Aklımdan çıkmaz gözlerin asla.
Geçer gider ömrüm, gamla yasla.
Sana yürüyorum yaşama kıyasla;
Uzattığım eller aynı, hep aynı.

18 January 2008

Umudum

Ya yaşama umudunsun
Yada yaşamak için
Seni umut ettim gönlüme
Göz yaşlarımsa herhalde çaresizliğime
Beki dirilişinedir yalnızlığın
Yada gurbetin çekilmezliğine

11 January 2008

Cüzdansaki göz yaşartan not :(

Diyarbakır’daki hain saldırıda yaralanan ve 6 gün süren yaşam savaşını kaybeden Engin Taşkaya’nın cüzdanından yaşadığı acıları dile getirdiği göz yaşartan bir not çıktı. 
 
 
  ÖNDER YILMAZ’ın haberi

Engin, kime yazıldığı belli olmayan notunda, “Ben hiçbir zaman mutluluğun insanı olmadım(…) Yalvarırım, ecel gelmeden dön” dedi.
Engin, 15 yaşındayken babası Avni Taşkaya’yı trafik kazasında kaybetti. 3 Ocak’ta arkadaşını almak için gittiği dershanenin önündeki patlamada başından ağır yaralandı ve babasının hayata veda ettiği Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nin yoğun bakım ünitesinde aynı kaderi paylaştı. Çocuk yaşta annesi ve 7 kardeşiyle öksüz kalan Engin, evin kirasını karşılamak için lise yıllarında hem inşaatlarda çalıştı hem okudu.
Babasını kaybetmenin verdiği üzüntüyü yüreğinde taşıyan Engin’in tek hedefi doktor olmak ve şifa dağıtmaktı. Çevresine, “Doktor olacağım. Kimsenin ölmesine izin vermeyeceğim” diyen Engin, geçen yıl ÖSS’de başarılı oldu. Puanı istediği bölüme yetmeyince hiçbir okula kayıt yaptırmadı. Daha yüksek puan alabilmek için dershaneye gitmeye karar verdi, ancak parası yoktu. Bu nedenle Gümüşhane ve Ağrı’daki TOKİ inşaatlarında işçi olarak çalıştı. Hayaline ulaşmak için var gücüyle derslerine çalışan Engin, hain saldırıda can verdi.
Engin’in cüzdanında bulunan bir kâğıda müsvette olarak karaladığı notta, “Yalvarırım, ecel gelmeden dön!” başlıklı çağrısı dikkat çekti. Engin’in “Ben hiçbir zaman mutluluğun insanı olmadım. Huzuru hep göz yaşlarımın arkasında aradım. Darbelerin bitmediği yerde ben vardım.
Yalnızlığa kovulduğum, uçurumlara atıldığım yıllarım mezar oldu. Dönersin diye hep kendimi avuttum. Özledim seni, senle olan her şeyi, yalvarırım, ecel gelmeden dön!” çağrısını kime yaptığı anlaşılamadı.
Notunda, babasına duyduğu ihtiyacı mı, yoksa kız arkadaşı için umutsuz bir çağrıyı mı dile getirdiği açık olmayan Engin, kısacık hayatının en önemli sırrıyla son yolculuğuna çıktı.
 
 

3 January 2008

Dünyada küçük bir cennet…

Yüce Allah insanın psikolojik olarak huzur bulması, kendisini her geçen gün daha çok geliştirmesi, benlikten, kendini görmekten kurtularak başkaları için yaşamayı öğrenmesi, nesillerin devamı için erkek ve kadının evlilik müessesesi altında yaşamasını takdir etmiştir. Hem fiziki hem ruhi sağlık açısından en önemli sigorta evliliktir, evlilikle bireyin duygu-düşünceleri dağınıklıktan kurtulur, cismani istekler kontrol altına alınır ve ahlak sağlığı en güzel şekilde sağlanmış olur. (more…)