You are currently browsing the archives for the Engelle savaş category.

9 November 2007

Engellilere sahip çıkın…

Denizli’nin beyaz cennet Karahayıt Beldesi’nde 3 yıldır belediyede çalışan görme engelli Mehmet Çelik, engellilere sahip çıkılmasını istedi.

Karahayıt Belediye Başkanı İbrahim Vural ise 34 yaşındaki Çelik’in çok başarılı olduğunu söyledi, “Görevini çok iyi yapıyor. Çok da çalışkan. Bütün personelimiz kendisinden memnun. Hafızasında 1000’in üzerinde telefon numarası var. Kendisini görme engelli olarak görmüyorum” dedi. Mehmet Çelik sorularımıza şu yanıtları verdi.

Göremiyor olmanız size engel mi?

- Ben 18 yaşımdan bu yana engelliyim. Gözlerimin sulanmasıyla başladı. Önceleri göz nezlesi sandım, ama akıntı devam edince doktora gittim. Öncelikle ilaç tedavisi önerdiler. Ancak hastalığım devam etti. Bunun üzerine iki kez ameliyat oldum ve ameliyatlar sonrası göremez hale geldim. Başlangıçta çok bocaladım. Görürken görmemezlik bende psikolojik bir sıkıntı yarattı. Hayallerim vardı. Gençtim, evlenecektim. Askere gidecektim. Ama hayallerim bir anda yıkıldı. Hatta görme engelli olduğumu askerlik şubesine bildiremedim bile. Bu nedenle de bir anda asker kaçağı oldum. Ama sağlık sorunum olduğu ortaya çıkınca sorun ortadan kalktı. Pamukkale, Karahayıt, Denizli, İzmir, İstanbul bile hayallerimde kaldı. Hatta zaman zaman bu illeri ve kendimi rüyamda görmeye bile başladım. Yeniden ameliyat olacak maddi gücüm yoktu. Gözlerim açılır mı bilmiyorum. Ama artık alıştım. Görememek başka işleri yapmama engel değil. Bence bütün engelliler ayrımsız çalışmalı. Karahayıt Belediye Başkanı İbrahim Vural bana yardımcı oldu ve belediyede görev verdi. Üzerime hiç titremedi, diğer personelden ayırmadı. Ben de zaten böyle bir davranışı içime sindiremezdim.

18 yaşında engelli oldu

1973 yılında Denizli’de doğan Mehmet Çelik, 18 yaşında iki kez geçirdiği ameliyat sonucu görme engelli oldu. Üç yıl önce iş başvurusu üzerine Karahayıt Belediyesi’nde santral görevlisi olarak çalışmaya başladı. İlkokul mezunu olan Çelik, yılbaşında dünya evine girmeye hazırlanıyor.

EVLİLİK GÖRÜNDÜ

Bundan sonraki hedefleriniz?

- Nişanlıyım, yakında evleneceğim. Nişanlım son derece sağlıklı, hiçbir engeli yok. Kendisini ses tonuyla tanıdım ve sevdim. O beni görüyor, beğenmiş ki, evlenmeyi kabul etti. Tesadüfen tanışma oldu. Ailelerimiz de anlaştı. Yılbaşında evleneceğiz. Bir kızım, bir de oğlum olsun. Hatta eşimi çalıştırmak bile istemiyorum. Evine çocuklarına sahip çıksın başka bir şey istemem.

BU SUÇ BİZİM DEĞİL

Belediyede göreviniz ne?

- Şu anda santralde görevliyim. Belediye personeli ile aram çok iyi. Yaklaşık 800 telefon numarası hafızamda bulunuyor. Bütün numaraları ezbere biliyorum. Başkanımız İbrahim Vural ve diğer görevliler benden çok memnun. Sabah işime geliyorum, bütün katları dolaşıyorum. Santraldeki görevimi de aksatmıyorum. İnanıyorum ki, bütün engelliler sınırlı da olsa her işi yapabilir. Sadece engelli olduklarını unutsunlar. Ezilmiş gibi davranmasınlar. Ben bu yaşama alıştım. Elbette ilk günlerde zorluk çektim. Belki doğuştan görme engelli olsaydım bu psikolojik sıkıntılara düşmezdim. 18 yaşında görme engelli olmanın sıkıntısını çok yaşadım. Çünkü benim de hayallerim, yapacağım işler ve sevdam vardı. Ama bu sorun beni hayata küstürmedi. Biliyorum ki, benim de bir ailem var. Ve onlara destek vermek zorunda idim. Bu nedenle de çalışıyorum. Engelli olmak bir kabahat değil. Bu da bir yaşam tarzı ve biçimi…

                                                                                               Alıntıdır..

Bende 19 yaşında engelli bir bireyim.Yaklaşık iki yıldır tekerlekli sandalyeye bağımlıyım.Biz engellilerin en büyük sorunlarından biri işsizlik.Bize uygun birsürü iş var ama malesef iş verenlerin çoğu bir engelliyi çalıştırmak yerine sağlıklı birini çalıştırmayı yeğliyor…

Ama çoğu şu gerçeği gözardı ediyor,engelliler hangi alanda eksikse bu eksikliği hissettirmemek adına sağlıklı olan tarafa,sağlıklı birine kıyasla daha fazla yükveriyor,tıpkı örneğimizdeki Mehmet ÇELİK gibi numaraları göremiyor belki ama o eksikliği gidermek adına beynini kullanarak 800 numarayı ezberlemiş… 

Geçen yaz gittiğimiz Ayvalık’ta düzenlenen engelliler kampındada çok şaşırtan bir olayla karşılaştım…Hiç tahmin etmezdim…Orta yaşlı görme engelli bir çift 2 yaşında dünyalar tatlısıda bir çocukları var…Ama görmeniz lazımdı o çift çocuklarına sağlıklı anne babadan çok daha güzel,özenli bakıyordu…Görenler imrendi o derece..

DOLAYISIYLA UMMASIĞINIZ TAŞ BAŞ YARAR SÖZÜNÜN NE KADAR DOĞRU OLDUĞUNU GÖRMÜŞ OLDUK…

HOŞÇAKALIN… :)

HEPİNİZE İYİ TATİLLER…

24 September 2007

“ENGELLİYİM” bundan gurur duyuyorum…

Selamlar nasılsınız bugün?Benim için gene sıradan sıkıcı bir gün ama naparsın başka çözümün mü var.Bunun sorumlusu kim benim engelli olmam mı,yoksa bana ve benim gibi engellilere yaşama hakkı vermeyen insanlar mı siz karar verin.Bazen o kadar şükrediyorum ki engelli olduğum için,neden mi?İyiki engelliyim çünkü engelli olarak yaşamak sağlıklıyım diye geçinip bizi hor gören yada bize yaşama katılmamız için olanak tanımayan ben diyim kör siz diyin vicdansız insancıklardan biri değilim.Öyle olmaktansa “ENGELLİYİM” ve bundan gurur duyuyorum.

Bunu niye mi söylüyorum belki bir körün gözünü açabilirim diye,pek sanmıyorum ama engelli olmanın tadını almış bir insana bile zaman unutturabiliyo yaşadığı zorlukları.Günün birinde en yıkıcı darbeyi o indirebiliyor size.

Neyse iftar yaklaşıyor hadi hepinize afiyet olsun byssssssssssssss… :)

23 September 2007

Eve hapis kalmak başkalarına muhtaç yaşamak nedir bilir misiniz??????????

Van Edremit İlçe Kaymakamı Mehmet Nuri Başaran, yürüme özürlü olan 25 yaşındaki engelli Selma Tamaç’ın hayalini gerçekleştirdi.
İlçenin Eski Camii Mahallesi’nde oturan doğuştan yürüme özürlü genç kız Selma Tamaç, yıllardır çektiği özlemine nihayet kavuştu. Yürüyemeyen ve dışarıda geçmek özlemi ile yanıp tutuşan genç kız, Kaymakam Başaran’ın verdiği üç tekerlekli motorsikletle 25 yıllık hayalini sona erdirdi. Kaymakamlık binası önündeki törende aracı teslim edilen Tamaç, ‘İkinci babam’ dediği Kaymakam Başaran’dan aldığı üç tekerlekli motorsikleti ile hayallerinin gerçekleştiğini ifade ederek “Arkadaşlarımın ziyaretine gitmek istiyordum. Kucaklarda taşınmaktan akrabalarıma zahmet vermekten bıkmıştım. Artık ben özgürüm. Bir kuş gibi her tarafa uçup gidebilirim. Sanki hayata yeni başlıyorum. Kaymakam baba beni hayata kavuşturdu. Artık devletimin iyiliğini asla unutmam” dedi.
Edremit Kaymakamı Mehmet Nuri Başaran da yürüme engelli bütün vatandaşları sosyal hayatla buluşturacaklarını belirtti. Bu tür yardımları yapmaya devam edeceklerini ifade eden Başaran, “Engelli vatandaşlar dört duvar arasında hapis kalmamalı. Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı (SYDV) olarak vatandaşlarımızın bu nevi ihtiyaçlarını süratle projelendirilmekteyiz. Birikmiş ihmaller, giderilmeye çalışılmaktadır. Vatandaşlarımızın yüzlerindeki sevinç ve mutluluk bizlerin en büyük ödülü olmalıdır” şeklinde konuştu.
Yapılan konuşmanın ardından Selma Tamaç, kaymakamlık binası önünde yeni motorsikleti ile sevinç turu attı.

NOT:alıntıdır…

 

Birgün bende bu hayalime kavuşabilirsem ne yaparım bilemiyorum…

11 April 2007

Kim özürlü???

Biliyoruzki özürlülük çeşitlidir ve çeşitlerine görede herkes farklı tanımlar yapar. Ben burada yeniden aynı tanımları yapıp vaktinizi almayacağım. İsterseniz birde benim ÖZÜRLÜM kimmiş ona bakalım.   Benim bir özürlüm var; ilkokul mezunu,  8 çocuk babası, çalışmayı pek sevmeyen, yan gelip yatan, konuşmaya geldimi ülkeyi oturduğu yerden kurtaran, sadece kendi düşüncelerini önemseyen, en doğrusunu kendisi bilen, kibirli, kıskanç, sorumsuz bir… (more…)

11 April 2007

Bana engelli diyorlar…

BANA ENGELLİ DİYORLAR……………..
 

Bana engelli diyorlar…..

Görmüyormuşum hiçbir şeyi !

Beyaz asam ile sendeleyerek yürürken yolda,

Duyuyorum nasıl da gülüyorlar bana…

 

Bana engelli diyorlar…..

Duymuyormuşum kimseyi!

Ne olur birkaç defa tekrarlasalar aynı cümleyi?

Duyamıyorum ama görüyorum bana sıkıntıyla bakan gözleri….

 

Bana engelli diyorlar….

Düşünemiyormuşum herkes gibi !

Ama bilmiyorlar ki annemin her damla göz yaşının içime işlediğini…..

 

Bana engelli diyorlar….

Yürüyemiyormuşum insan gibi !

Ama unutuyorlar,

Sürünerek te olsa daha zor şartlarda yapabildiğimi her işimi….

 

 

Bana engelli diyorlar…….

Konuşarak anlatamıyormuşum derdimi !

Ah bir bilseler !

Su isteyemediğim için susuz uyuduğum geceleri….

 

Bana engelli diyorlar…

Halbuki beni görmemek için;

Gözlerini kapatıyorlar,

Kulaklarını tıkıyorlar,

Yollarını değiştiriyorlar……

Ben konuşmak isteyince;

Susuyorlar !!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

Ama bana engelli diyorlar!!!!!!

 

Sizler verin cevabını;

Ben engellerimi aşmak için azimli davranırken,

Bana yeni engeller koymaya ve beni etiketlemeye,

Kimin var hakkı ?????????

 

 

                                                                               Sevil ÖNAL

                                                                     Zihin Engelliler Öğretmeni

                                                       Mavi Hilal Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi

Not:Bu şiir alıntıdır.

11 April 2007

Bir haykırış…

ANNEM’E

Bana ne oldu anne?
Ellerim kalkmaz
Dilim konuşmaz
Ayaklarım yürümez
Gözlerim görmez oldu

Kime ne yaptım anne?
Kimi üzdüm?
Kimi kırdım?
Kime ne dedim?
Kime ne yanlış yaptım?
Ne yanlış yaptım ki bu HALİ aldım.

Daha ben dünyama doymadım ki,
Çantamı getir anne, okula gitmek istiyorum
Arkadaşlarımı çağır anne, onlarla oynamak istiyorum.
Ayağımı yere koy anne, topa vurmak istiyorum
Daha ne diyeyim anne, HAYATTA YAŞAMAK İSTİYORUM.

Elimi saçına koy anne, seni sevmek istiyorum,
Gözlerime bak anne seni görmek istiyorum,
Benimle konuş anne, sesini duymak istiyorum,
ALLAH’A dua et anne,
HAYATTA YAŞAMAK İSTİYORUM.

Alperen KARA’nın Annesi Filiz KARA TEKİRDAĞ

7 January 2007

Emre abi sen çok yaşa…

Öncelikle herkese selamlar…

Bugün süper bir gün yaşadık Eskişehir’de… www.engelliler.biz sitesinin ve Emre TOK’un bizim yani engellilerin sesini duyurmak amaçlı İstanbul’dan Eskişehir’e uzanan üç günlük bisiklet yolculuğu sonucu Palmiye cafede oluşturulan toplantı ortamı bir harikaydı.Gezinin amacı engellilerin sorunlarını gündeme getirmekti fakat bunun yanında bizi daha önce gezdiği gördüğü yerler hakkında da bilgilendirdi Emre abi…Emre Tok’u tanımıyorsunuz belki kısaca Emre abi 32 yaşında türk telekominikasyonda çalışıyor,İstanbul’da yaşıyor,görgülü kültürlü insancıl biri www.geziyorum.net Emre abinin sitesi…Bugün  havanın bu koşullarına aldırış etmeden engellilerin sesini duyurmaya gelen emre abi  bir engelli değil!son derece sağlıklı.Allah ondan ve onun gibi hassas davrananlardan razı olsun…Emre abi bugün burdaydı bizlerle ellele yürek yüreğeydi,bu bizi öyle mutlu etti ki anlatamam.İlereyen dakikalarda aramıza osmangazi üniversitesi öğrencileride katıldı ama biraz curcuna oldu.Onlar benim yaşlarımdaydılar 19-20 ,belkide Emre abiye bakarak tecrubesizliklerinden ve ileriyi görememelerinden ve anlık yaşamalarından kaynaklanan bilinçsizlikle onların bedenlerinin orda ama akıllarının pembe çocuksu düşüncelerde olduğunu görmemek ede değildi ve biliyorum ki çoğunluğunun bir kulağından girenler öbür  kulağından uçtu gitti…Ama hepsinin ayaklarına sağlık gelmişler dilerim ki böyle bir acıyı ömürleri boyunca yaşamazlar, inşallah birgün bizi anlarlar.Başta Emre abi olmak üzere Gülçin ablaya Ebru ablaya ve adını bilmediğim emeği geçen bütün arkadaşlara bize kucak açan palmiye cafe sahiplerine  ve çalışanlarına çooooooooooooook teşekkür ederim:)

27 December 2006

Yorumu size bırakıyorum:))) harika…

Birkaç yıl önce, Seattle Özel Olimpiyatları’nda, tümü fiziksel ve zihinsel engelli dokuz yarışmacı, 100 metre koşusu için, başlama çizgisinde toplanmışlardı. Başlama işareti verilince, hepsi birlikte harekete geçtiler. Bir hamlede başlayamamış olmalarına rağmen, en az yarısının, bitirmek ve kazanmak için istekli olduğu dikkati çekiyordu. Yarışın başladığı anda, yarışmacılardan birisi, tökezleyip yere düştü ve ağlamaya başladı. Diğer sekiz kişi, delikanlının ağlamasını duymuşlardı. Yavaşladılar ve arkalarına baktılar. Hepsi yönlerini değiştirdi ve geriye dönerek onun yanına geldiler. İçlerinden biri, eğilip ağlayan çocuğu öptü, onu teselli etti. Sonra dokuzu birden kolkola girdiler ve bitiş çizgisine doğru hep birlikte yürüdüler. Stadyumdaki herkes, ayağa kalkıp dakikalarca onları alkışladı.   Olimpiyatları izlemeye gelen insanlar başta olmak üzere, dolaylı yollardan da olsa işiten herkesin dillerinden düşürmediği bu dokuz gencin hikayesinden öğrenebileceğimiz çok şey var.

« Previous ·